Dişler
ve çevre dokular hakkında bilgiler (1/4) - devamı için tıklayınız
Dişlerin yapı maddesi nedir?
Diş mine, dentin, sement ve
pulpadan (diş özü) oluşur.
Mine: vücuttaki
en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman
olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir.
% 97'si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen apatit
kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum
tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve
kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik
süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir
hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler
sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül
eder.
Dentin: minenin
altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75'ini
oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve
dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden
dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi)
tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement
ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70'i mineral tuzları; %
20'si organik madde ve % 10'u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda
kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı
hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan
hücrelere Odontoblast denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede
sayıları 10.000'e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için
oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk,
sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.
Pulpa (diş özü):
dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya
verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları
yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima
aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri
bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular
hissedilir. Pulpa adı da verilen diş özü, dentin tarafından
oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar;
duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan
oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast)
kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı,
dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan
çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş
özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve
iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.
Sement: kökün
etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş
kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar. %65'i inorganik maddedir.
Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna "Hiper
semontoz" denir.
Diş etinin yapısı
Bir dişin
dışarıdan sadece taç kısmı görülür ve diğer kısımları çene
kemiği içinde gizlenmiştir; üzeri dişeti dokusu ile örtülüdür.
Diş eti, sert, lifli ve kan
dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup;
normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5
mm;lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer;
bu yapıya Mukoza denir. Yanak ve dudakların iç yüzü ile diş dizileri
arasında Vestibül (Dalız) yer alır.
Tükürüğün bileşimi ve etkisi nasıldır?
Ağız
boşluğunun çok önemli bir koruyucusu vardır:
Tükürük. Kulak önü, çene altı ve dil altı bezleri tarafından üretilen
renksiz, özel kıvamda, akıcı bir sıvı olan tükürük, üretildiği
bezlerden kanalcıklar aracılığı ile ağız boşluğuna taşınır. Bezler
günde 1,5 litreye yakın tükürük üretirler. Kulak önü tükürük bezinin
kanalı, üst 1. büyük azı yakınında; diğer tükürük bezlerinin
kanalcıkları da dil altında ağza açılırlar. Tükürük içinde bakterilerin
üremesini durduran fermentler, fluor ve kalsiyum tuzlan bulunur.
Tükürük kanallarının açıldığı yerde diş taşlarının fazla birikmesi,
bileşimindeki kalsiyum tuzlarının çökelmesi nedeniyledir. Tükürüğün
ağız ve dişlere yararlı etkileri şöyle özetlenebilir;
1- Tükürük, dişleri mekanik olarak temizler.
2- Tükürük, dişleri çürümekten korur.
3- Tükürük, içinde bulundurduğu mayalarla ağız mukozasını korur.
Yenidoğan bebeğin ağzı sterildir (mikropsuzdur), fakat birkaç dakika
sonra kirlenir ve yaşam boyu da mikroplu kalır. Öyleyse neden
hastalanmıyoruz? Çünkü ağızda bulunan bakterilerin çoğu hastalık
yapmayan mukoza (saprofit) türdendir. Ancak vücudun direnci kırılınca
bu bakteriler hastalık etkeni olabilir. Ağızda bulunan bakterilerin
hepsi Ağız florası'nı oluşturur.